Ürettikçe zarar eden bir fabrika
GES santralleri elektrik ürettikleri için cezalandırılabilir mi?
12/1/20252 min read
Güneşin Cezalandırıldığı Garip Bir Denklem: Ürettikçe Kaybetmek Mümkün mü?
Güneş enerjisi yatırımlarında on yıllık süreyi deviren tesisler için ortaya çıkan tablo, mantık sınırlarını zorlayan bir paradoksu beraberinde getiriyor. Yaptığımız güncel analiz, temiz enerji üretiminde "ödül" bekleyen yatırımcının nasıl bir "ceza" mekanizmasıyla karşı karşıya kaldığını çarpıcı rakamlarla ortaya koydu.
Başrol Oyuncusu: Dağıtım Bedeli Paradoksu
Mevcut sistemde, on yılını dolduran lisanssız GES'ler için gelir hesabı yapılırken Piyasa Takas Fiyatı (PTF) tavanı uygulanıyor. Ancak burada asıl mesele, özellikle son zamlarla birlikte yükselen dağıtım bedelleri. Öyle ki, tesislerin en yüksek üretim kapasitesine ulaştığı öğle saatlerinde PTF düşük seyrettiği için, santraller ürettikleri elektrik üzerinden adeta şebekeye "üzerine para öder" duruma düşüyor.
İşin ironik tarafı ise şu: Bu tesislerin öğle saatlerinde ürettiği bol ve ucuz elektrik, aslında piyasadaki fiyatları (PTF) aşağı çeken temel unsur. Yani sistemi ucuzlatan bu tesisler, kendi yarattıkları bu ucuzluk nedeniyle yüksek dağıtım bedeli altında eziliyor ve bir anlamda "fazla verimli oldukları için" cezalandırılıyor.
Milli Servet mi, İthal Yakıt mı?
Yatırımcı bu matematiksel çıkmazdan kurtulmak için mantıklı bir savunma mekanizmasına başvurabilir: Fiyatın dağıtım bedelinin altına düştüğü saatlerde şalteri indirmek. Ancak bu durum, bireysel bir çözüm gibi görünse de ülke ekonomisi için ağır bir fatura çıkarıyor.
Yapılan analizler, son dört aylık dönemde bu nedenle yaşanabilecek enerji kaybının yüzde 33 seviyelerinde olduğunu gösteriyor. Bu tesislerin üretmediği her bir kilowatt enerji, çoğunlukla ithal fosil yakıtlardan ikame ediliyor. Sonuç ise net: Kaybedilen milli servet ve 2053 net karbon sıfır hedefinden biraz daha uzaklaşmak.
Masadaki Çözüm Reçetesi
Bu temiz ve hazır kaynağın atıl kalmaması, yatırımcının önünü görebilmesi ve enerjide tam kapasite verimlilik için şu üç adım kritik önem taşıyor:
Dört yıl önce yasayla tanınan lisanslama hakkı için gerekli alt mevzuatın artık yürürlüğe girmesi.
YEKDEM süresi dolan santrallerin dağıtım bedellerinin, 2019 sonrası kurulan tesislerde olduğu gibi makul seviyelere çekilmesi.
Bu santrallerin belirli şartlar altında aylık mahsuplaşma sistemine dahil edilerek finansal sürdürülebilirliğinin sağlanması.
Türkiye'nin sahadaki hazır gücünden vazgeçme lüksü bulunmuyor. Bu dönüşüm sadece bir teknik düzenleme değil, aynı zamanda milli bir enerji stratejisi sınavıdır.
